Obezite Kanser Yapıyor

 

Aşırı kilolu ya da obezite hastası olan kişilerin, 10 yaygın kanser türüne yakalanma riskinin daha fazla olduğu saptanmıştır.Araştırma sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan ve İngiltere’de beş milyon kişinin yedi sene boyunca sağlık verilerinin değerlendirildiği araştırma, aşırı kilolu ya da obezite sorunu olan kişilerin, en yaygın görülen 10 kanser türüne yakalanma risklerinin, normal kiloda olan kişilere nazaran daha yüksek olduğunu saptanmıştır. Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu’ndan bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırma, ortalama bir yetişkinin aldığı her fazladan 13 e 16 kilonun, altı kanser türü riskiyle kesin olarak ve doğrudan bir şekilde ilişkili olduğu bildirildir.  Söz konusu kanser türleri, rahim, safra kesesi, böbrek, rahim boynu, tiroid ve lösemi olarak gösterilirken, en yüksek risk rahim, en düşük risk ise lösemi kanserinde gözlendi.  Bilim insanları, vücut kitle endeksi yüksek olan obezite hastalarının, karaciğer, kolon, yumurtalık ve menopoz ardından meme kanserine yakalanma risklerinin daha yüksek olduğunu da bildirdi.

 

 

Araştırmalar aşırı kilolu ya da obezite hastalığı olan kişilerde daha yaygın olarak görülen birçok kanser türünü şöyle açıkladı;

 

  •  Kadınlarda menapoz ardından meme kanseri
  •  Bağırsak kanseri
  •  Rahim kanseri
  •  Özofagus (yemek borusu) kanseri
  •  Pankreas kanseri
  •  Böbrek kanseri
  •  Safrakesesi kanseri’ni içerdiğini göstermiştir.

 

Bu sıralanan türler içinde en yaygın olarak görülen iki yaygın kanser türünü ve tedavi edilmesi en zor olan üç tanesini barındırır.

 

Aşırı kilolu kişilerdeki yağ dokuları sağlıklı bir kiloya sahip kişilere nazaran daha fazla hormon ve büyüme etkenine sahiptir. Östrojen ve insülin de dahil olmak üzere, bu hormonlardan bazılarının yüksek seviyede olması belirli kanserlere yakalanma riskini arttıran özelliklerdedir.

 

Dünya olarak şişmanlıyoruz!

İngiltere’deki yetişkinlerin büyük bir çoğunluğu sağlıklı olan kişilerden daha fazla kiloya sahiptir:

 Erkeklerin yaklaşık olarak üçte ikisi (%65) ve kadınların yarısından fazlası (%58) ya aşırı kilolu ya da obezite sorunuyla karşı karşıyadır.

 Yetişkinlerin dörtte biri (%25) obezite hastalığından mustariptir.

Ve bu rakamsal veriler diğer Birleşik Krallık toplumları için de aynı olmaktadır.

Aynı şekilde Türkiye’deki aşırı kilolu ve obezite olan kişi sayısı da git gide artar.

Alışkanlıkların değiştirilmesi bunun önüne geçebilir.

Birçok kişi hayatları boyunca, çoğunlukla farkında olmadan, kilo alır. Çok küçük değişiklikler zaman içinde büyük kilo artışlarına yol açabilir. Örneğin, günde yalnızca 50 kaloriden fazlasını tüketerek -yalnızca yarım bisküvi- bir sene ardından 5 ½ pound ya da 2 ½ kilo alabilmek mümkündür. Bu biçimde 5 senede 2 stone ya da 12 ½ kilo almış olunur.

İyi olan kısmı ise; yaşam tarzınızdaki ufak değişiklikler kilo vermek için işleri kolaylaştırabilir. Bu kulağa basit gelen ancak oldukça doğru olan bir yöntemdir. Zor olan tarafı ise gerçekte yaşam boyunca kazanılan alışkanlıkların değiştirilmesinin olukça irade, sabır ve sorumluluk istemesidir. Yaşam tarzı ile ilgili yaptılan günlük tercihler kilo üzerinde çok büyük etkilere sahiptir.

 

Kilo Vermek ve Verilen Kiloyu Korumak

Kilo vermenin en doğru yolu sağlıklı beslenmek, az miktarlarda yemek ve fiziksel olarak daha aktif olmaktır. Bu besinlerden daha az enerji (kalori) almaya yardımcı olacak ve fiziksel olarak daha aktif olmak da yaktılan enerji miktarının fazlalaşmasına yol açar.

 

İlk hedef ise, daha fazla kilo almayı durdumak ve ardından biraz kilo vermeye başlamak olmalıdır. Uzun süreli amaçlar ise verilen kiloyu muhafaza etmek olacaktır.

 

Sağlıklı Kilo Ne Anlama Gelir?

Vücut kitle indeksi ya da VKİ (vücut kütle indeksi)  değerleri hesaplayarak kilonun sağlıklı bir aralıkta olup olmadığını öğrenmek mümkündür.

Boya uygun,  ‘ideal kilo’ yu amaçlamak birçok kişi için gerçekçi bir hedef değildir. Hedef bir ağırlığa odaklanmak yerine, daha sağlıklı kiloya erişmeyi kolaylaştıracak yaşam tarzınızdaki değişikliklere ağırlık vermek daha faydalı olacaktır.

 

Obezite ve Kanser

Tütünden sonra bilinen en büyük kanser risk etkeni obezite hastalığıdır. Obeziteyle kanser arasındaki ilişki, geçtiğimiz günlerde bilimsel araştırmalar neticesinde bir kesinlik kazanı. Yağ tüketiminin artış göstermesiyle beraber ortaya çıkan obezite, günümüzde sağlığı ciddi şekillerde tehdit eden neticeleriyle kanser hastalığı sebebi olarak da bilinmektedir.

Doğru inek sütü, Omega 3 içeriğiyle kanserden koruyabiliyor

Anne sütüyle ya da bebekler için özel olarak geliştirilen sütlerle beslenen bebekler, yeterli gıda alamama riskiyle karşılaşır. Sütünden günümüzde milyonlarca insanın yararlandığı inekler, otların bol olduğu ilkbahar aylarında doğumlarını yaparlar ve yaz sonuna kadar fazlasıyla süt sağlarlar.

İlkbahar otları, insan vücudunun gereksinim duyduğu Omega 3 yağ asitleri bakımından zengin bir kaynak olmaktadır. Bu yağ asitleri, hem ineklerin sütünde, hem de inek sütünden elde edilen kaymak, tereyağı, yoğurt, peynir ve benzeri ürünlerde fazlasıyla mevcuttur. Bu sebeple beslenmede bu dönemlere, süt ürünlerindeki bu özelliklere dikkat etmek kanserden korunma bakımından oldukça büyük rol oynar.

Omega 3 ve Omega 6, hücrelerin korunmasına yardımcı oluyor

İnsan vücudunda bulunan Omega 3 ve Omega 6 adı verilen yağ asitlerinin, vücut işlevlerinin en doğru şekilde yerine getirilmesi bakımından oldukça önem taşıdığını söylemek oldukça doğrudur. Hücrelerin sertliğinin muhafaza edilmesi gibi hayati bir göreve sahip olan ve yağ depolanmasına destek veren Omega 6, insan sağlığının korunması bakımından yeri doldurulamaz bir önem taşır.

İnsan vücudu için en az Omega 6 kadar mühim olan Omega 3 ise, sinir sisteminin gelişiminde görev yapar. Hücre duvarlarını daha esnek bir biçime getiren Omega 3 yağ asitleri, hücreyi dış hasarlardan muhafaza etmekte, yağ hücrelerinin üretimini kısıtlamaktadır. İnsan vücudunun fizyolojik dengesi, büyük ölçüde Omega 3 ile Omega 6 dengesine, bu sebeple de beslenme biçimi ve düzenine de oldukça yakından bağlıdır.